| |
Yaklaşık bir aydır başta Avrupa olmak üzere dünya gündeminde büyük bir yer tutan Yunanistan’daki ekonomik kriz, AB liderlerini Brüksel’de bir araya getirdi. Küresel krizin bittiği yönündeki eğilimlerin hâkim olduğu bir dönemde AB, son günlere kadar Yunanistan’daki gelişmelere mesafeli bir yaklaşım sürdürüyordu.
Maastricht Anlaşması ile de hükme bağlanmış olan ve AB Merkez Bankası’nın Euro bölgesi ülkelerinin borçlarını ödemeyeceğine ilişkin kararı, AB ile Yunanistan arasında olan bu mesafeyi korumuştu. Fakat Yunanistan’daki mevcut krizin, başta İspanya ve Portekiz olmak üzere İtalya ve İrlanda’yı da etkileyecek bir potansiyele sahip olması, AB liderlerini Brüksel’de toplanmaya zorladı.
10 Şubat’ta Brüksel’de bir araya gelen liderlerin toplantı sonunda yaptıkları açıklamada, karşılıksız olmasa da Yunanistan’a yardım yapılması konusunda prensipte anlaşmaya vardıkları ifade edildi. Her ne kadar yardımın içeriği hakkında bir değerlendirme yapılmamış olsa da öncelikle Yunanistan hükümetinin geçtiğimiz günlerde bütçe açığını kapatmak için açıkladığı -ve AB’nin Şubat ayının ilk haftasında onayladığı- “İstikrar ve İstihdam Paketine” destek vereceklerini bildirdiler. Bunların dışında IMF programı ve Avrupa Yatırım Bankası‘ndan kredi sağlanması gibi konuların seçenekler arasında bulunduğunu da ekleyelim.
“İstikrar ve İstihdam Paketi”
Yunan ekonomisi geçen yıl GSMH’nin %12.7’si oranında açık verdi. AB üyesi ülkelerin uymak zorunda oldukları % 3 sınırını Yunanistan’ın fazlasıyla aştığı görülüyor. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında iktidara PASOK bütçe açığını 2010 yılı içerisinde %8.7’ye çekmeyi hedeflediklerini ve bunun için de Ekonomik İstikrar ve Kalkınma Programını uygulayacaklarını açıklamıştı.
Bu program çerçevesinde, aralarında Başbakan, bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu kişilerin yüksek maaşları dondurulurken 2010 yılı boyunca kamuya memur alımının durdurulması planlanıyor. Gene benzer şekilde 2011 yılında kamu sektöründe çalışan ve işten ayrılan her 5 kişinin yerine bir kişinin alınması, banka çalışanlarının ikramiyelerinin kaldırılması ve bazı alanlarda yüzde 25'e kadar maaş kısıtlamasına gidilmesinin kararlaştırıldığını da ekleyelim. Memur maaş tabanını 2 bin Euro’dan 1500'e indiren istihdam raporu, kamu personeli için ödenen yan ödemeleri de %10 oranında düşürüyor. 61 olan emeklilik yaşını 63'e çıkarılıyor; benzin ve sigaranın ardından temel gıda maddelerinin vergilerine zam yapmaya hazırlanıyor.
Yeni Grevler Beklenirken
Hatırlanacağı üzere, PASOK, 5 Ekim 2009 tarihinde Karamanlis hükümetinin yerine iktidara gelmişti. Seçim propagandasında, kamu yatırımlarının arttırılacağını ve yeni istihdam alanları yaratılacağını ifade eden PASOK bugün bu programının aksine, kamu harcamalarını kısıp yeni işsizler yaratan programı hayata sokmaya çalışıyor. Ancak bu program geçtiğimiz ayları sokakta ve grevde geçiren kitleleri bir kez daha sokağa itmeye yetti. 10 Şubat’ta kamu emekçilerinin bir günlük grevi, hükümetin krizi gidermek için çıkardığı “istikrar raporuna” duyulan öfkenin ifadesiydi diyebiliriz.
Yunanistan’da krize ilişkin haberlerin henüz manşetlere düşmediği günlerde yani geçtiğimiz yılın Kasım ve Aralık ayında öğretmenlerin ve doktorların ağır çalışma şartları ve düşük ücret sebebiyle yaptıkları gösteriler, 13 Aralık 2009 tarihinde çıkarılan Sosyal Güvenlik Yasası’na karşı yapılan bir günlük genel grev ve hükümetin tarım politikasından şikayetçi olan çiftçilerin Bulgaristan sınırında 3 hafta süren eylemleri gelecek günlerin habercisiydi.
Papandreou her ne kadar Yunanistan'ın grevleri kaldıramayacak denli zayıf olduğunu ve ücretlerin dondurulmasının kaçınılmaz olduğunu açıklasa da Yunanistan işçi sınıfı grevlerden vazgeçecek gibi görünmüyor. Hükümeti 24 Şubat'ta bir genel grev daha bekliyor.
Kriz Yunanistan’ın Krizi Değil
Yunanistan yaşanan fırtınanın merkezinde gibi görünse de Avrupa Bölgesi'ndeki 27 ülkeden 20'si AB’nin bütçe açığı sınırını aşmış bulunuyor. İçinde Fransa ve Almanya’nın da bulunduğu bu ülkelerle ilgili şu rakamlara bir bakalım. İrlanda'nın 2009'da bütçe açığının GSMH'ye oranı yüzde 12.5 olarak tahmin edilirken, bu oran İspanya'da 11.2, Portekiz'de 8, Fransa'da 8.3, İtalya'da 5.3 ve Almanya'da 3.4 oldu.
AB krizin Yunanistan sınırları içinde kalması için çabalıyor. Yunanistan hükümetinin ise bütün burjuva hükümetler gibi krizi işçi ve emekçilerin sırtına yüklemekten başka bir seçeneği yok.
İşten çıkarmaların, özelleştirmelerin, esnek çalışma koşullarının dayatılmasının adının “İstihdam Paketi” olarak ifade edildiği böyle bir dönemde kamu harcamalarını kısmak adına sağlık ve eğitim başta olmak üzere tüm hizmetler serbest piyasa koşullarına itilmekte ve patronların bütün yükümlülükleri çalışanların ve işsizlerin üzerine yıkılmaya devam etmektedir. ABD’de başlayan ve tüm dünyaya yayılan küresel ekonomik krizle birlikte burjuvazi karlarını korumak adına yeni yasalar ve uygulamalarla işçi ve emekçilere saldırılarını sürdürürken işçi sınıfının bu saldırılar karşısında mücadelesini uluslararası alanda örme zorunluluğu her geçen gün daha fazla hissediliyor.
|